|
Serhat şehirlerimizden biri olan Van,
tarih boyunca stratejik önemi yanında, sanata ve ilme beşiklik etmesi
açısından da önemli bir yere sahip oluşmuştur. Türk-İslam devlet geleneği
içerisinde, sanatkârlar ve ilim adamları, merkezlerde sultanlar;
vilâyetlerde valiler ve üst düzey yöneticiler tarafından desteklenip
korunmuşlardır. Varı, çok uzun yıllardan beri önemli bir vilâyet merkezi
olması hasebiyle zikredilen fonksiyonun icrasına haliyle mekân olmuştur
Van, tabiî güzelliği açısından da birçok mekâna nasip olmayan
avantajlara sahiptir. Gölü, dağları, güzelim suları, ovaları, yaylaları,
kışın soğuğuyla yazın sıcağıyla rahatsız etmeyen mutedil havası, birkaç bin
yıllık tarihin mirası olan eserleri ile Van, şairlere gerçekten iham kaynağı
olma niteliğindedir.
Tanzimat dönemine kadar edebiyat dendiği zaman akla şiir gelirdi.
Haddizatında "edebiyat" kelimesi bile ilk defa Şinasî tarafından kullanılmış
bir kelimedir. Klâsik dönemde edebiyat yerine "Şiir ve irışa" kullanılırdı.
Şiir bildiğimiz şiir, inşa ise düz yazı anlamındadır. Ne var ki eski
edebiyatımızda düz yazı şiirin yanında her zaman üvey evlat muamelesi
görmüştür. Bu, sadece Eski Türk edebiyatı için değil bütün İslâm-Şark
edebiyatları için geçerli olan bir özelliktir. Birçok padişahın,
mektuplarını bile manzum yani şiir tarzında yazdığı bilinmektedir.
Van ilimizi edebiyat tarihi açısından ele aldığımız zaman, yukarıda
sözü edilen özelliğin Van için de cari olduğu görülmektedir. Şiir, sadece
Cumhuriyet öncesinde değil Cumhuriyetten sonra da saltanatını sürdürmüştür.
Van'daki Sanat ve Edebiyat faaliyetlerinin Cumhuriyetten sonraki bölümüne
ağırlık vereceğiz.
İslamî dönemde Van'daki edebiyat tarihini 14. yüzyıla kadar
götürebiliyoruz Van'ın Bahçesaray ilçesinden asıl adı Muhammed olan ve
şiirlerinde "Mim Hayy" mahlasını kullanan Fake-i Tayran Van yöresinde,
eserleri günümüze ulaşmış ilk şâirdir. Bölgede medrese talebelerine "fakih"ten
bozma "fake" denmektedir. "Fake-i Tayran" kuşların talebesi anlamındadır.
Doğum ve vefat tarihi tespit edilemeyen Ercişli Emrah, Vankulu Mehmet Efendi
(ö. 1592) , Abdülbaki Efendi (ö. 1634), Şâni (ö. 1676), Mevlevi Mehmet Dede
(17. yy) , şâir İzzî (İzzetî Mehmet Bey, Vani Çelebi (17. yy) Mir Sipihri
(17. yy) Ömer
Efendi (ö. 1 ğ 78) , Feyzi Salih Efendi (ö. 1715) , Dürri (ö. 1639),
(ö. 1724) Sadî (Abdülbâki Sadi Efendi) (1708-1748) , İbrahim Hoca (ö. 1808)
, Vehbi Dede (Derviş Vehbi-i Kadim) (?-?) Aşık Davut Telli (?-?) Selamî
Efendi (ö. 1808) , Akif Mustafa Efendi (1812 ) , Aşık Hayreti (19 . y)
Kavalcı Recep (18451915) Cumhuriyet'ten önce Van'ın yetiştirdiği, tesbit
edilebilen şâirleridir.
Cumhuriyet dönemine gelinirken Türk Edebiyatı ciddi değişimler
geçirmiştir. Divan edebiyatı, Arap ve Fars edebiyatlarının tesiriyle
oluşmuş, estetik yönü ağır basan, sıkı kurallara bağlı bir edebiyattır. Türk
Edebiyatında, Tanzimat dönemi olarak isimlendirdiğimiz 1860-1896 döneminde
Türk şiiri, Batıya yönelmeye başlamıştır İçeriği değişen şiirde kullanılan
vezin, yine Aruz veznidir; dil yine Arapça, Farsça'nın ağırlıkta olduğu
Osmanlıca'dır. Değişmeye başlar. Millî Edebiyat (1911-1923) döneminde ise
artık dil sade Türkçe, vezin hece vezni, nazım şekilleri, içerik tamamen
değişmiştir. Cumhuriyet döneminde edebiyatın hakimiyeti devam etmiş,
devletin resmî kültür politikası, musikide olduğu gibi, edebiyatta da halk
ürünleri ile Batı Edebiyatının karışımından yeni bir edebiyat tarzı
geliştirmek amacına yönelik olmuştur. Cumhuriyet döneminde, hece vezni ile
yazılan şiirlerin yanında bir de serbest vezinli şiirler görülmeye
başlamıştır.
Cumhuriyet döneminde, Van'da yetişen şâirlerin birinci ve ikinci
kuşakları, genelde halk şiiri tarzına meyletmişler ve eserlerini bu
çerçevede vermişlerdir. Çoğunluğu şiirlerini Van'da yayınlanan mahalli
gazetelerde yayınlayarak şiire başlayan bu şâirlerin büyük bir kısmı,
sonraki dönemlerde büyük şehirlere göçmüş ve kalem faaliyetlerine buralarda
devam etmişlerdir. Mahallî basının sanat ve kültüre yaptığı katkıyı burada
bir kez daha teyid etmeliyiz. Bu bağlamda Van'da yayınlanan mahallî
gazetelerden Van Sesi, Van Postası, İki Nisan, Van Ekspres, Kurtuluş,
Çaldıran, Bir Nisan. Serhat, Yeni Yurt Van, Van Halk Postası, Van Kulu, Van
Haber, Prestij, Şark Yıldızı gazetelerini kutlamak lazım. Bunlardan bir
kısmı hâlâ yayınını sürdürmektedir.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE VANLI ŞÂİRLER
GALİP PAŞA (DEMİROĞLU) (1874-1958)
Eski Van Belediye başkanlarından olan Galip Paşa'nın ilk Mebusan
Meclisine Van Milletvekili olarak seçilmiş olduğu ancak söz konusu meclise
katılmadan meclisin kapatıldığı ifade edilse de bu bilgilerde kanaatimizce
yanlışlık vardır. Aydın Talay Galip Paşa'nın doğumunu 1241 (1874) olarak
vermekte ve bunu Faik Demiroğlu'nun bir yazısına dayandırmaktadır. Öncelikle
1241 tarihi ister Rumi ister
Milâdi olsun 1874 etmez. Bu tarihin Rumisi de hicrisi de 1825'e
karşılık gelir. Buna göre, Galip Paşa'nın eğer gerçekten vefat tarihi 1958
ise şâirin 133 yıl yaşamış olması lazım. Yok eğer doğum tarihi olarak
verilen 1241 tarihi yanlış da doğum tarihinin doğrusu milâdi 1874 ise bu
durumda Osmanlı Mebusan Meclisine seçilmesi mümkün değildir. Çünkü ilk
meclis 1877'de toplanmıştır. Bu tarihte Galip Paşa henüz üç yaşındadır.
Divan şiiri geleneğini sürdüren Galip Paşa'nın var olduğu söylenen
divanına rastlanmamıştır. Elde bazı şiirleri mevcuttur.
' Galip Paşa'nın mezarı Abdurrahman Gazi türbesindedir.
KAYAÇELEBİZADE VEHBİ BEY (1879-1942 )
Van'ın ünlü Kayaçelebi ailesindendir. Vehbi Bey, Van'ın l. Dünya
Savaşı esnasında Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine ailesi ile
birlikte İstanbul'a göçer. İşgal esnasında Ermenilerin Van'ı yakarak harab
etmesi kendisine fazlasıyla dokunmuştur. Van'a dönerken gördüğü manzara
şâiri mateme boğmuştur. Şiirlerinin çoğu hamasî şiirlerdir. Van'la ilgili
olanlar ise çoğunluktadır. Aşağıdaki şür, Vehbi Bey'in harap edilmiş Van
için yazdığı, ağıt nitelikli bir çok şiirden bir örnektir.
Van'a Yanarım
Vardım ki ben Van'a gör neler olmuş
Yıkılmış yakılmış virâna dönmüş
Bülbül otağına baykuşlar konmuş
Yanarım ana ben Van'a yanarım
GAZİZÂDE MOLLA MEHMET (MOLLA BOZO) (
1886-1948)
İsminden de anlaşılacağı gibi Molla şâirlerden Molla Mehmet, medrese
öğrenimini görmüş, Birinci Dünya Savaşına muharip olarak katılmıştır. Mezarı
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinin şakiten köyünde bulunan Molla Mehmet'in
şiirleri, kendisi de bir şâir olan, Van'ın eşrafından oğlu Timurlenk Bozkurt
tarafından toplanmış ama ne yazık ki bugüne kadar kitap halinde
yayınlanmamıştır. Azeri şivesinin bütün özelliklerini taşıyan Van ağzıyla
söylenmiş şiirleri halk şiiri geleneğini sürdürür. Aynı zamanda heccay olan
şâirin
Vay mana vay mana Kaldık kötü zamana Eşşekler arpa yemez Atlar hasret
samana dörtlüğüyle zamanındaki ehil ve layık insanların ülkenin
nimetlerinden hak etmedikleri şekilde yararlanmalarını hicveder.
AHMET KURALKAN (1908-1979 )
Hindistan'dan göçen Van'ın tanınmış ailelerinden Kuralkan ailesine
mensuptur. Yeni Yurt Yan ve Van isimli gazetelerde yazarlık yapmış olan
Ahmet Kuralkan'ın ikisi tefrika ikisi yayınlanmış dört tane romanı vardır.
Bizim Ernrah, Yâ-Kuğ romanları tefrika; Naciye ve Yavuz Efe romanları ise
yayınlanmıştır. Aynı zamanda şâir olan Kuralkan'ın Yan KurtuluŞ Destanı
isimli bir şiir kitabı vardır. Yazılarından, şiirlerinden bir Van aşığı
olduğu anlaşılan Ahmed Kuralkan, Kurtuluş Destanını şu dörtlükle takdim
eder.
Şu ufak eserin olursa makbul Ey Ahmet arzuna eyledin vüsûl, Onun
sinesine sen de gir, sokul, Tarihen de takdir olunacak Van.
ENVER DİLAVER (1910-I983) Asker diş hekimi olan Dilaver'in "Sizlere
Yazdım " ve "Vangölü Dalgalandıkça " isimli iki şiir kitabı vardır. İlk
şiirlerini Van'ın mahalli gazeteleri olan İki Nisan ve Kurtuluş
gazetelerinde yayınlamıştır. Kurmuş olduğu "Yangölü Sanat ve İrfan Derneği"
vefatı üzerine uzun ömürlü olamadı. Halk şiir geleneğini sürdüren Dilaver'in
kafiye uğruna zorlama söyleyişleri vardır. Ey Gönül Ey gönül yapraksız çiçek
biter mi? O yârı sevmeye aşk da yeter mi? Ah... Gülü olmayan bülbül öter mi?
Bahçeler virane bülbül virane.
ERCİŞLİ EMRAH
17. yüzyılda yaşamış Türk halk şairidir. Yaşamı üzerine fazla bir
bilgi yoktur. Yaşadığı dönem şiirleri hakkında "Emrah ile Selvihan" adlı
türkülü halk hikayesinden öğrenîlmektedir. Hikayenin konusu İran Hükümdarı
şah Abbas'ın 1604'te Van'ı kuşatması sırasında geçtiği ileri sürülmüştür.
Şahın askerleri Selvihan'ı tutsak alarak götürdükten sonra Emrah onu bulmak
için Van, İran, Azerbaycan bölgelerini dolaşır.
Uzun yıllar Erzurumlu Emrah ile karıştırılan Ercişli Emrah'ın şiir
dili sade, yalın ve sevgi üzerine kuruludur.
RUHİ SU (19I2 - 1985)
1912 yılında Van'da doğdu, 20 Eylül 1985 yılında İstanbul'da vefat
etti. Bas bariton, Türk halk müziği yorumcusu, besteci ve şair. Batı
müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir üslupla halk
türkülerini yorumlamış, Zülfü Livaneli, Rahmi Saltuk ve Sümeyra Çakır gibi
bir çok sanatçıyı önemli ölçüde etkilemiştir. I. Dünya Savaşı sırasında
ailesinin bütün üyelerini yitirdi. On yaşına değin yoksul bir ailenin
yanında kaldı. İlköğrenimini Adana Öksüzler Yurdu'nda yatılı olarak yaptı.
Bu dönemde müzik yeteneği ve sesinin güzelliğiyle dikkati çekti. Müzik
öğretmeninin desteğiyle keman dersleri aldı. Bir süre askeri liseye devam
ettikten sonra ortaöğrenimini Adana Lisesi'nde parasız yatılı olarak
tamamladı. Ardından Ankara Müzik Öğretmen Okulu'na girerek 1935 - 36'da
mezun oldu. Aynı yıl Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası'nda kemancı olarak
çalışmaya başladı. Bir süre sonra kemanı bırakarak şan çalışmalarına
yöneldi. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda oluşturulan Opera Bölümü'ne kabul
edilen ilk dört öğrenciden biriydi. 1942'de konservatuvarı bitirerek Ankara
Devlet Operası'na girdi. Aralarında Bastien und Bastienne, Fidelio, Satılmrğ
Nİşanlr, Fİgaro'nun Düğünü ve Rigoletto da olmak üzere birçok operada önemli
roller üstlendi. Ayrıca Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde müzik öğretmeni olarak
çalıştı. Sanatçı olarak daha çok halk türküleri alanında ünlendi. Halk
türkülerini kendi geliştirdiği özgün üslupla söyleyebilmek amacıyla saz
çalıştı. 1943 - 45 arasında Ankara Radyosu'nda halk türküleri söyledi. İlk
dinletisini 1944'te Ankara Halkevi'nde verdi. Son dinletisini 6 Şubat
1983'te Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Haftası'nda sundu. Sanat yaşamı boyunca
16 tane 45'lik, 12 tane de uzunçalar plak doldurdu.
Kendi şiirlerinin yanı sıra başka şairlerin çeşitli şiirlerinden
besteler yaptı. şiir, yazı ve konuşmalarını Ezgili Yürek (1985) adlı kitapta
topladı.
MUSTAFA MÜFTÜOĞLU (1924.....)
Adlî katiplikten emekli olan Müftüoğlu, bedenen İstanbul'da ruhen
Van'da yaşayanlardan biridir. Şiirlerini ve yazılarını çoğunlukla İki Nisan
gazetesinde yayınlamıştır.
KAYA KAYAÇELEBİ (1925-.........)
Yukarıda adı geçen şâir Kayaçelebizâde Vehbi Bey'in oğludur. 1985
yılında Bağkur'dan emekli olduktan sonra İstanbul'a yerleşmiş ve kendisini
tamamen yazı faaliyetine vermiştir. 1990'da "Doğunun Yıldızı Van " isimli
eserini yayınlamış ayrıca 180 kadar şiirini "Benim Şarkımı Söyle" adı
altında bir araya getirmiştir. 1983 yılında Kültür Bakanlığı'nın açmış
olduğu şiir yarışmasında altın
SELİM GÜLSOY (1925-1970)
Emekli dava vekili olan Selim Gülsoy, şiirlerini Van'daki mahalli
gazetelerde yayınladıktan sonra "Hezeyan " adı altında bir araya
getirmiştir. şiirlerin de şâir Selim'in baş harfleri olan Ş.S rumuzunu
kullanan, cemiyetteki çarpıklıkları, vefasızlıkları, ehliyetsiz insanların
ikbâl sahibi olmalarını yeren şâir, şahsi hislenmelerini de şiirine
aktarmıştır.
Bir Tefekkür Mahsulü
Pendimi mezatta satmak istedim,
Metelik verip de alan olmadı.
Yanlıyı doğruya katmak istedim,
Hakikat bir türlü yalan olmadı.
ABBAS GÜVEN (1926.......)
SSK'dan emekli olan Abbas Güven, çeşitli gazetelerde muhabirlik
yapmış, sosyal ve hayır kurumlarında görevler almış bir kültür adamıdır.
Kendisini Van folkloruna adayan şâirin şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde
yayınladıktan sonra şiirleri Van Valiliği Yayın Kurulu Yazı İşleri Müdürü
İkram Kali tarafından toplanmış ve yayına hazır hale getirilerek Van
Valiliği tarafından 1998'de "Van'dan Esintiler" adıyla yayınlamıştır. Bazı
şiirlerinde Güven, Dikicioğlu mahlasını kullanır. Güven'in şiirinin en
önemli cephesi folklardan etnoğrafyaya kadar Van'ın otantik özelliklerini
yansıtmış olmasıdır. Yaşayan şâirlerimizden olan Güven'e sağlıklı uzun
ömürler diliyor ve "Van Yemekleri " başlıklı şiirini örnek olarak buraya
alıyoruz.
Van Yemekleri
Bulgurla olur güzel bir ŞİLE,
ŞİLEYİ yiyince gözleri güle.
Hele on u yapsın TOPAL SAKİNE,
O zaman tadını göresen gardağ.
Uçkunla yapılır, hoşça EŞKİLİ;
Yiyen adamların tutulur dili.
Olurlar sofranın hepsi bülbülü,
Sen de bülbül gibi ötesen, gardaş.
Kenara atma bizim CILBIRI,
Mazisi vandır, hem de bugünü.
Otlu peynir her zaman sofranın gülü,
Otlu peyir dürmüğü vurasan gardaş.
Mercimekli, ÇİRİŞLİ bulgur pillavı,
Bulgur pilavının çoktur sevabı.
Tandıra vurunca BALIK KEBABI,
TANDIRIN BAŞINDA yiyesen gardaş.
Ne de güzel olur IBAK BORAIVI,
Ama çok yiyince bozar adamı.
Çağırırsın o zaman anan babanı,
Korkaram çömleği kırasan gardaş.
Bir desen göresen KURUT KÖFTESİNİ,
Fakat çok yiyince keser sesini .
Erkeksen derinden al nefesini,
Çarşıda satılmaz, alasan gardağ.
BİSTİ'nin üstünde AYRAN AŞINI,
Yanına koyarlar BALIK BAŞINI,
Çocuk da kucağına yapsa çişini,
Uzakta kalırsın, yanarsan gardaş.
EVELİK'ten olur EŞKİLİ DOLMA,
O zaman çağırsam, sen geri kalma.
Sakın Çıtkırıldım, kibar olma.
Güle güle kırılıp ölesen gardaş.
Van'da grup bir başka güzeldir.
ABBAS GÜVEN'im yazarım hem de söylerim,
Bu yemekler olmasa tadı nederim?
KELLE pişe TANDIR'da, köye giderim,
İsterim bizlere gelesen gardaş.
CAHİT BAYSAL (1926-1970)
Eski Gümrük Muhafaza Memurlarından olan Baysal sağlığında şiirlerini
kitap olarak yayınlayamadı. Gazete ve dergi köşelerinde kalan şiirlerine,
belki de şâirin yaşadığı hayatın yansımaları olarak melankoli hakimdir.
Felek
Yıllardan beridir yâra ağlayan
Şu mahzun gönlümü şad eyle felek!
Irmak gibi gözlerimden çağlayan
Şu kanlı yaşları son eyle felek!
Yüzünü görmedim bunca zamandır,
Aşkının narından başım dumandır,
O gülden ayrıldım gönlüm virandır,
Hasretin nariyle ağlattın felek!
Kaderim böyleymiş ne gelir elden,
Şeyda bülbül gibi ayrıyım gülden,
Yadeder ismi düşürmez dilden,
Bülbül-i şeydaya gönderdin felek...
SERVET MEHTERBAŞIOğLU (1927-1987)
Hayatı gazete ve matbaa çevrelerinde geçmiş bir şâirdir Mehterbaşıoğlu.
Yazıları sadece mahalli gazetelerde değil İstanbul gazete ve dergilerinde de
yayınlanmıştır. Van'da İki Nisan gazetesi ile sürdürdügü gazeteciliği
yanında birkaç İstanbul gazetesine de muhabirlik yapmıştır. Şiirlerinin bir
kısmını "Gurbet Akşamları " isimli kitabında toplayan Mehterbaşıoğlu,
hazırlığını yaptığı "Azaba Sesleniş" isimli şiir kitabını yayınlayamadan
vefat etmiştir. Daha önceki soyadı "Tekel" olan Mehterbaşıoğlu bazı
şiirlerinde bu mahlası kullanılır.
Mehterbaşıoğlu'nun şiirinde tefekkürî bir derinlik vardır. Fanilik
duygusu, insanın aczi, maddeden manaya yükselmek, tarihteki şeref
levhalarını terennüm, onun şiirinin özünü oluşturur. Tarihi şiirlerinde
hamaset hakimdir.
HAYALİ HASAN YAVAŞ (1931-1980)
Tarım Bakanlığına bağlı Tarsus Sulu Tarım Araştırma Enstitüsü'nde
memur olarak çalışan Yavaş, 1951 yılında Van'dan ayrılarak Tarsus'a
yerleşmiştir. Şiirleri Van'da yayınlanan Kurtuluş ve İki Nisan gazeteleri
yanında Mersin, Erzurum ve Tarsus'ta yayınlanan Gülek, Yeni Mersin,
Hakimiyet, Akdeniz, Yeni Adana, Köylü Sesi, Bugün Tarsus, Hilâl, Ürün,
Çukurova, Türk Sözü, Silifke, Liman, Hürsöz, Anamur'un Sesi, İçel Postası
gazetelerinde de yayınlanmıştır. Aşık Bayramları ile yakından ilgilenen
Yavaş, 1958'de Sabri Çoksolmaz'la birlikte "Aşık Dilinden " adında bir kitap
yayınlamıştır. Şiir kadar nesirle de uğraşan yazar, uzun yıllar mahalli
gazetelerde köşe yazarlığı yapmıştır.
Gurbette olduğu sürece Van'a hasret şiirleri yazan Yavaş'ın
şiirlerinde, millî ve manevî unsurlar ağırlıktadır.
TİMURLENK BOZKUR.T (1932-.......)
Vanlı şâirlerden Gazizâde Molla Mehmet'in oğlu olan Bozkurt, çeşitli
kuruluşlarda çalıştı, sendikalarda üst düzey görevler aldı, hâlen serbest
muhasebecilik ve kooperatifçilik yapmaktadır. Zengin bir kütüphaneye sahip
olan Bozkurt, ileri yaşına rağmen kitap okumaya hâlâ zamanının önemli bir
kısmını ayırmaktadır. Ülke gündemini yakalayabilmek için birçok
akademisyenin adını bile duymadığı dergileri Timurlenk Bozkurt'tan temin
etmek mümkündür. Şiir yazmakla yetinmeyen Timurlenk Bozkurt, birçok ünlü
şâirin önemli şiirlerini ezbere ve hakkını vererek okumakla da ünlüdür.
SEYYİD AHMED ARVÂSI (1932-1988)
Daha çok bir fikir, düşünce adamı olarak tanınan Van'ın ünlü Arvas
ailesinden olan Seyyid Ahmed Arvâsî'nin şiirleri, 1989 yılında "Sır" adıyla
yayınlanmıştır. Şiirlerinde kuvvetli bir biçimde Necip Fazıl tesiri
hissedilen Arvâsî'nin mütefekkir cephesi şiirine de yansımıştır. AYDIN TALAY
(1940 - ....)
Van'da doğdu. İlk, orta ve liseyi Van'da okuduktan sonra 1962'de
Erzurum Ziraat Fakültesi'ni bitirdi. TOPRAKSU Tarım İl Müdürlüğü, Üretme
istasyonu ve Süt fabrikası gibi devlet birimlerinde çeşitli kademelerde ve
20 yıl idarecilikte bulunduktan sonra 1993'de emekli olarak siyasete atıldı.
Memuriyet hayatında bir yandan gazeteciliği diğer yandan dernek ve
cemiyetçiliği sürdürdü.
Bizim Eller Van, Bir Şehrin Yıkılışının Anatomisi, Van şiirlerinden
Seçmeler, Van Albümü, Eserleri ve Hizmetleriyle Sultan Abdülhamid Han,
Topraklarımızı Tanıyalım isimli eserleri bulunmaktadır.
M. DEMİRAY ŞAŞIHÜSEYİNOĞLU (1938-....)
Şâirden çok nasir olan Şaşıhüseyinoğlu, İstanbul Hukuk Fakültesi 3.
sınıftan ayrılmıştır. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü'nde başladığı kamu
görevi, Van Belediye Başkan Yardımcısı iken sona ermiştir.
SIDDIK YİĞİTTOP (1940-1968)
Genç yaşta, elim bir trafik kazasında vefat eden Sıddık Yiğittop
inşaat teknisyeni olarak yurdun çeşitli yerlerinde hizmet görmüştür. İki
Nisan gazetesi çevresinde Servet Mehterbaşığoğlu'nun sanata edebiyata teşvik
ettiği Vanlı şâirlerden olan Yiğittop'un "Işık Peşinde" şiirini takdim
ediyoruz.
SALİH TÜRKOĞLU (1947-....)
Salih Türkoğlu Van'ın yaşayan sanatkarlarındandır. Sadece şiirle değil
resim ve fotoğrafla da ilgilenmektedir. Daha önce çeşitli gazete ve
dergilerde dağınık olarak bulunan şiirlerini "Vangölü'nden Damlalar" adıyla
kitap halinde yayınlamıştır. Türkoğlu kitabını Van ve yöresinde çektiği bazı
fotoğraflar ve yaptığı yağlı boya tabloların fotoğrafları ile süslemiştir.
Çoğunlukla serbest nazımla şiir yazan Türkoğlu'nun, zaman zaman redifleri
kafiye yerine kullanma çabası görülmektedir. Hece formunda serbest yazdığı
için Türkoğlu'nun şürde iyi bir teknik yakaladığı söylenemez. Türkoğlu'nun
sanatkar kişiliği resimde ve fotoğrafta daha belirgindir diyebiliriz.
YILMAZ ÖNAY (I953-....)
Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı
Eğitimi bölümünde yardımcı doçent ve Bölüm Başkanı olarak halen görev
yapmakta olan Yılmaz Önay da ressam şairlerimizdendir. Özellikle suluboya ve
karakalem tarzında resimler Vapan Önay birkaç kişisel sergi de açmıştır.
ŞÜKRAN BABA
1962 yılında Van'da doğdu. İlk ve orta tahsilini Van'da yaptı. 1980 yılında
Van Ticaret Lisesi'nden mezun olduktan sonra Sümerbank Kundura Fabrikası'nda
işe başladı. 1987 yılında sağlık nedeniyle emekli olan Şükran Baba'nın
"Sevgi" adlı bir de şiir kitabı yayınlanmıştır. "Ben Kadınım" isimli
şiiriyle TRT tarafından açılan bir yarışmada ödül kazandı. Evli, beş çocuk
annesidir. Almanca biliyor.
MİKAİL YAPRAK (1954-...)
Asıl adı Bilal olan şâir, şiirlerini Mikâil Yaprak adıyla
yayınlamaktadır. Almanca öğretmeni olan Yaprak, Millî Eğitim okullarında
öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Halen Avusturya'da öğretmenlik mesleğine
devam eden şâirin şiirleri daha çok Köprü dergisi ile Yeni Asya gazetesinin
Sanat Kültür eki olan Elif'te yayınlanmıştır. Şâirin Bursa'da Güzellik şiiri
Tanpınar'ın Bursa'da Zaman şiirinden esintiler içermektedir.
MÜMTAZ SAMİ ÖZOK (1956-....)
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Özok, serbest
avukatlık yapmaktadır. Serbest ve hece vezni ile şiirleri mevcuttur.
AHMET POYRAZOğLU (1951-....)
İlkokul öğretmeni olan Poyrazoğlu Türkive'nin yaşayan saz şâirleri
arasında önemli bir yere sahiptir.Aşıklık geleneği çerçevesinde eserler
veren Poyrazoğlu, TRT ve değişik kuruluşların düzenlediği yarışmalarda, Âşık
Şenliklerinde önemli dereceler ve ödüller almıştır. Radyo ve televizyonlarda
da sıkça görmeye alıştığımız Poyrazoğlu halen oturmakta olduğu İstanbul'da
başta doğum yeri olan Erciş'in ve dolayısıyla Van'ın gönüllü kültür
elçiliğini yapmaya devam etmektedir. İrtîcalen şiir söylemekteki başârısı da
bilinen Poyrazoğlu'nun atışmalarda âşık arkadaşlarının çoğu zaman mat ettiği
de vakidir. Halk edebiyatı alanında araştırmalar yapan şâirin özel ilgi
alanı da Ercişli Emrah'tır.
ÂŞIK CELALI (1952-....
Esas adı Celal Yenitürk olan Âşık Celali Van'ın Kasımoğlu köyündendir.
Küçük yaşlarda gözlerini kaybetmiş olan Celâli, saza söze merak salmış,
kendi çabasıyla saz çalmayı öğrenmiştir. Celali'nin şiirleri 1992 yılında
Y.Y. Ünv. Edb. Fak. Türk Dili ve Edb. Bölümü Öğretim Görevlisi Bekir
Oğuzbaşaran tarafından toplanmış ve yayına hazır hale getirilen şiirler, Van
Valiliği tarafından "Gönül Gözü " adı altında yayımlanmıştır. Halen Van TCK
II. Bölge Müdürlüğü'nde işçi statüsünde çalışan Celali çeşitli vesilelerle
sazı ve sözü ile Vanlıların karşısına çıkmaktadır.
|