|

Van Doğu’da turizmin başkenti
olmaya aday. Urartu uygarlığının başkenti oluşu, gölü,
kedisi, çok özel mutfağı, kahvaltı salonları, konuksever
halkı ile yerli-yabancı gezginlerin aradığı birçok şey
var Van’da. Türkiye’nin Doğusunun incisi diye boşuna
dememişler Van’a. Neredeyse deniz büyüklüğünde olan ve
Vanlıların da gölden çok deniz diye tanımladıkları Van
Gölü’nün kıyısında binlerce yıllık bir uygarlığın
üzerinde gelişmiş bir kent olması, bugünkü Van’ı her
yönüyle çekici kılıyor. İran sınırında ve tarihi ipek
yolu üzerinde bulunması, Van’ı her devirde ekonomik
açıdan canlı yapmaya yetmiş. Bugünkü Van, modern bir
kent görüntüsünde. Geniş bulvarları, meydanları, iş
merkezleri ile Van’a tatil ya da iş amacıyla gelmiş
ziyaretçiler aradıkları her şeyi bulabilecekler. Doğu
Anadolu’da yeşili pek görememiş, özlemiş olacaksınız.
Ama Van’a gelince bu özlem büyük ölçüde giderilebiliyor.
Üstelik ulaşım da kolay. İstanbul ve Ankara’dan her gün
karşılıklı uçak seferiyle ulaşılabiliyor bu güzel kente.
Van kent gezisine en az yarım gün ayırmalı.
Sabah sıkı bir kahvaltının ardından yola çıkmalı. Otelinizde
yapmayacaksanız eğer, çarşı içindeki kahvaltı salonlarından birine
oturun. Manda sütünden kaymak, otlu peynir gibi her yerde
bulamayacağınız tatları deneyin. Çok sayıda kahvaltı veren dükkan
göreceksiniz. Van çarşısında kahvaltıcılar, çiçek balı, kaymak ve
bölgeye has peynir çeşitleriyle masayı donatıyorlar. İştah açıcı bir
görüntü ile başlıyor kahvaltıya ziyaretçiler. Van 1640 metre yüksekte ve
havası oldukça temiz oksijen bol. Sıkı kahvaltı, gezi sırasında
yormayacak, tam tersine güç katacak. Önce kent içinde dolaşmalı. Kent
gezisinin durakları, Van Müzesi, Van Kalesi, Meherkapı ve Kedi Evi
olacak. Van Kalesi’ni akşam üzerine bırakın deriz. Van Gölü üzerinden
olağanüstü renk cümbüşü yaratarak batacak güneşi izleyerek günü keyifle
noktalamış olacaksınız. İkinci ve üçüncü güne Van çevre gezisini
koymalısınız. Çevre gezisi dedikse, çok uzaklara gitmek, saatlerce yol
almak gerekmiyor. Gezinin bir bölümü Van Gölü üzerindeki adalara, kalanı
da yakın yerleşimlere. Uzakları daha sonraki günlere bırakmalı. Kral
Menua döneminde açılan 51 km. uzunluğundaki, bölgede tarımsal sulama
amacıyla kullanılan Şamran Kanalı’nı mutlaka görmeli. Şamran Suyu
denilen kanal Urartu mühendisliğinin harika bir örneğidir. Van
Kalesi’nden çıkıp batı yönüne gidenler meyve bahçeleri arasından geçerek
Edremit’e ulaşıyor. Kent merkezinden Gürpınar’a doğru gidip Başkale
yolundaki Çavuştepe’yi de gezmeli. Burada aşağı tepedeki Tanrı
İrmuşini’nin tapınağını görüyoruz. |